09 Eylül 2010, 14:34:32

Konu Bilgileri

Hukuk bitti; insaf da mı yok!

Görüntülenmeler :
100 defa
Konudaki Cevap Sayısı : 4  

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Hukuk bitti; insaf da mı yok!  (Okunma Sayısı 100 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
26 Kasım 2009, 21:10:55

LaMaZi

MassMavi
Tuğgeneral
*


Prestij : 1034

Üye Şu Anda : <b> Offline</b> Offline

Mesaj Sayısı : 3487
Konu Sayısı : 279
Nerden : KaLpTeN
Kişisel Mesajı ...OraLı DeğiL...
İletişim Bilgileri
« Konu Başlangıcı : 26 Kasım 2009, 21:10:55 »

 BÜLENT KORUCU
 
Hukuk bitti; insaf da mı yok!
 
 
Danıştay, meslek liselerinin önündeki katsıyı adaletsizliğini kaldıran Yükseköğretim Genel Kurulu kararının yürütmesini durdurdu.
Milyonlarca meslek liseli ve ailelerinin bayramlarını zehir edecek bir karar verdi. Türkiye'de hukukun çoktan beri olmadığını kabullenmiştik ama "belki biraz insaf kalmıştır" umudundaydık. Heyhat o daha önce çekip gitmiş. Çocuklarının geleceği üzerinden siyasî hesaplaşma yürüten başka bir ülke var mıdır? 1981 yılında çıkan 2547 sayılı kanun 17 yıl sorunsuz uygulandı. 1982 Anayasası'nın ilgili kanunları değişmeden yerinde duruyor. 1998 yılında 28 Şubat darbesinin uygulayıcısı YÖK, hukuksuz biçimde meslek liseleri aleyhine katsayı uygulaması getirdi. 17 yıllık uygulamaya, kanuna ve uygulamaya aykırı düzenlemenin iptali için Danıştay'a gidildi. 'Yetki YÖK'tedir, düzenleme yapabilir' reddiyle karşılaşıldı. YÖK'ü yasama ve yürütme erklerinin yerine ikame eden bir karardı bu. Eğitim politikaları, parlamento ve hükümetin yani seçilmişlerin elinden alınarak bürokratlara verildi. Demokrasinin altına dinamit koyan karar bugünlere kadar geldi.

Önceki Danıştay kararıyla 'yetkili' olduğu kayıtlara giren YÖK şimdi yeni bir karar veriyor. Yine karşısında Danıştay'ı buluyor: "Eğitim sisteminin örgütleniş biçimindeki bütünlüğü bozacak nitelik taşıdığı ve uygulamada karşılaşılan sorunların giderilmesi amacının dışına çıkıldığının görüldüğü" gerekçesiyle yürütme durduruldu. Hukuk cinayeti tam burada başlıyor. İdari yargı yürütmeyi denetlerken sadece 'mevcut kanunlara uygunluk' denetimi yapabilir. Herkese göre değişebilen 'hukuka uygunluk' kavramının arkasına saklanıp idari anarşiye sebep olamaz. Hele hele 'yerindelik' denetimi hiç yapamaz. Danıştay, YÖK'ün kararının kanuna uygunluğunu bırakıp doğruluğunu irdeleyerek yetkisini aşmıştır. Vaktiyle YÖK'ü yasama ve yürütmenin yerine koyan mahkeme, bugün kendini onun koltuğuna oturtuyor. Onun kararının usule uygunluğunu denetleyeceğine esasını gerekçe göstererek 'yürütmeyi durduruyor'. Zaten yargının tek derdi 'yürütmeyi durdurmak ve yasamayı kilitlemek'. Bence gerekçedeki en tehlikeli cümle şudur: "Eğitim sisteminin, hukuka uygun oldukları istikrar kazanmış yargı kararları ile de ortaya konulmuş olan amaç ve ilkelerine, hukuka ve hakkaniyete uygun değildir." Eğitim siteminin amaç ve ilkelerini yargının belirlediği demokratik bir ülke olabilir mi? O zaman parlamentoyu kapatalım, hükümeti lağvedelim; ülkeyi yargıçlar yönetsin. (Bazılarının hiç fena fikir değil, dediğini duyar gibi oluyorum!)

Usulü bırakıp biz de biraz işin esasına girelim. YÖK'ün katsayı kararı meslek liselilere bir imtiyaz sağlıyor mu? Onların imtihansız ya da ayrıcalıklı bir sınavla üniversiteye girmelerini mi istiyor? Kesinlikle hayır. Peki eşit şartlarda yarışmanın adaletsizliğini izah edebilecek bir mantık dehası var mı? İlaç prospektüsü gibi anlaşılmaz laflar ederek olayı karambole getirmenin anlamı yok. İşin özü bu çocuklar eşit şartlarda imtihana girsin mi girmesin mi sorusudur. Söylediğiniz gibi aldıkları eğitim diğer alanlarda okumalarına izin vermeyecek nitelikteyse niye endişe ediyorsunuz; nasılsa kazanamazlar. Yoksa siz kazanmalarından mı endişe ediyorsunuz! 12 yaşında verilmiş bir karar ve yapılmış tercihin bütün hayatı esin almasına nasıl adalet diyebiliyorsunuz. Meslek liselilerin yüzde 10'unu bile bulmayan imam hatip liselerinin önünü kapatmak için bütün kitleyi yakmanıza ne diyelim. İHL'lerin ihtiyaçtan fazla imam yetiştirdiğini hep savunuyorsunuz. Burası komünist Rusya mı? Her okulu, her bölümü ihtiyaç kadar mı açıyorsunuz? Düz liselerin tamamı üniversiteyi kazanamıyor, onların da yüzde 50'sini kapatmanın yollarını bulun o halde. Allah izan ve insaf versin ne diyelim.
 

alıntı (zaman.com)
Kayıtlı


"Yüreğinde yeşil bir dal saklarsan, şarkı söylemeye bir kuş gelecektir."
28 Kasım 2009, 02:58:28

LaMaZi

MassMavi
Tuğgeneral
*


Prestij : 1034

Üye Şu Anda : <b> Offline</b> Offline

Mesaj Sayısı : 3487
Konu Sayısı : 279
Nerden : KaLpTeN
Kişisel Mesajı ...OraLı DeğiL...
İletişim Bilgileri
« #1: 28 Kasım 2009, 02:58:28 »

Bıktım bu katsayı rezaletinden
İmam hatip liselilerin üniversiteye girişini engellemek için uydurulmuş bu katsayı sistemi, Türkiye ye büyük zarar verdi. Fatih Altaylı yazdı.

MEDYADAKİ “dantel şabanlar”, bize 28 Şubatçı yaftasını yapıştırmayı çok severler
ama işin aslının pek de onların söylediği gibi olmadığını bilenler bilir.
Meselâ 28 Şubat döneminde “dantel şabanlar”, kuyruğu bir taraflarına kıstırmışken ve YÖK emir komuta zinciri altında imam hatiplerin önünü kesme maksadıyla “katsayı” abukluğunu icat ederken, merkez medya diye bilinen ortamda buna
itiraz eden tek gazeteci galiba bendim.
Hiçbir şeyi pek umursamadığım gibi 28 Şubat ve Şubatçıları da pek umursamadığımdan bas bas bağırıyordum, “Bu saçmalıktır.
Türkiye’nin hem eğitim sistemine, hem de sanayiye büyük darbe vuracaksınız” diye.
Hatta sesim fazla çıktığından olsa gerek, dönemin YÖK Başkanı Kemal Gürüz bana dava üzerine dava açıyordu bu konudaki yazılarımdan ötürü.
İmam hatip liselilerin üniversiteye girişini engellemek için uydurulmuş bu katsayı sistemi, Türkiye’ye büyük zarar verdi.
Sanayinin eleman konusunda can damarı olan meslek liselerini tüketti. Üniversite yolundaki gençler arasında büyük haksızlıklara neden oldu.
Ben de hep, “Deli misiniz?
Amaç İHL’lerin önünü kesmekse İHL’leri yasaklayın, kapatın.
Ama mesleki eğitime darbe vurmayın” deyip durdum.
AKP hükümeti geldi.
Onlar da ilk 5 yıl bu konuya hiç giremediler. Yasal düzenlemeyle gidebilirlerdi ama
başlarına bela almak istemediler.
O dönem “kazasız belasız” gitme dönemiydi çünkü.
Topu YÖK’e attılar. YÖK’te Teziç vardı ve günah keçisi olarak hazırdı: “O düzeltmiyordu.”
Sonunda YÖK’ün başına “meşrebe uygun” adam geçince sorun “halledilir gibi yapıldı”.
Oysa konunun Danıştay’dan döneceği belliydi.Ama mesele sorun çözmek değil, dostlara alışverişte görünmekti.
Öyle de oldu.
Şimdi aynı haksızlık, aynı saçmalık olduğu gibi duruyor.
Türkiye’de mesleki eğitime yine darbe vuruluyor.
Ama suçlusu YÖK değil, hükümet değil, Danıştay.
Ah şu Danıştay ve Yargıtay da olmasa ülkeyi ne güzel yönetecekler
 
HABERTÜRK
Kayıtlı

"Yüreğinde yeşil bir dal saklarsan, şarkı söylemeye bir kuş gelecektir."
28 Kasım 2009, 03:00:24

LaMaZi

MassMavi
Tuğgeneral
*


Prestij : 1034

Üye Şu Anda : <b> Offline</b> Offline

Mesaj Sayısı : 3487
Konu Sayısı : 279
Nerden : KaLpTeN
Kişisel Mesajı ...OraLı DeğiL...
İletişim Bilgileri
« #2: 28 Kasım 2009, 03:00:24 »

Ne haliniz varsa görün
Taraflar bu inadı sürdürdükçe... Savaş devam ediyor. Ahmet Hakan yazdı.


HEM imam hatip taraftarlarına...
Hem de imam hatip karşıtlarına...
Şunu teklif ettim...

Hem de defalarca:
“Kapatın gitsin şu imam hatipleri... Mektep goygoyculuğu yapmayın... Önemli olan işlevi deyin... İşleve önem verin... İmam hatipleri kapatın ama anayasal hak olan din eğitimi ve öğretimini seçmeli olarak bütün okullara getirin... Mesele bitsin... Tartışma bitsin...”

* * *

Vallahi de billahi de...
Ne “imam-hatipçiler” milim yaklaşıyor bu öneriye...
Ne de “imam-hatip karşıtları”...
“İmam-hatipçiler” diyorlar ki: “Kapattırmayız... Kazanılmış bir haktır imam-hatip... Çarpık da olsa biz bu sistemi sürdüreceğiz... Önünü açacağız bu okulların ve sistem kaldığı yerden devam edecek... Yolumuzdan dönmeyiz.”
Buna karşılık...
“İmam hatip karşıtları” diyorlar ki:
“Bütün okullara seçmeli din eğitimi gelirse, bütün okullar imam hatip gibi olur... Bu öneriyi asla benimsemeyiz... Hem imam hatipler kapatılmalı, hem de din eğitimi bütün okullara seçmeli olarak da olsa gelmemeli...”

* * *
Taraflar bu inadı sürdürdükçe...
Savaş devam ediyor.
Bir taraf, katsayıyı kaldırıyor, öbür taraf bunu bozuyor...
Aradan bir süre geçiyor...
Bir taraf yine katsayıyı kaldırıyor, öbür taraf yine bir yolunu bulup bunu bozuyor.
Bazen içimden...

“Ne haliniz varsa görün yahu... Yiyin birbirinizi” demek gelmiyor değil hani...

Ahmet Hakan- Hürriyet
Kayıtlı

"Yüreğinde yeşil bir dal saklarsan, şarkı söylemeye bir kuş gelecektir."
28 Kasım 2009, 03:10:42

LaMaZi

MassMavi
Tuğgeneral
*


Prestij : 1034

Üye Şu Anda : <b> Offline</b> Offline

Mesaj Sayısı : 3487
Konu Sayısı : 279
Nerden : KaLpTeN
Kişisel Mesajı ...OraLı DeğiL...
İletişim Bilgileri
« #3: 28 Kasım 2009, 03:10:42 »

Paşaların katsayısı
Hortlayan katsayı kararı değil, 28 Şubat zihniyeti. Mehmet Altan yazdı..

Kurban bayramının arifesi... Ilık bir güneş, sevecen bir gün olarak başladı. Üstelik Beşiktaş Şampiyonlar Ligi’nde bir dünya takımı olan Manchester United’ı kendi evinde 1-0 yenmiş.

Bu büyük başarı gündemin okkalı bir bayram hediyesi olmuştu.

Bayramla çelişen ve vicdanı olan herkeste kekremsi bir tat bırakan ise, eşit katsayı uygulamasının durdurulması oldu.

Danıştay 8. Dairesi’nin oybirliğiyle aldığı kararın gerekçesinde, herkese eşit bir katsayı uygulamasıyla, farklı hukuki statüdeki öğrencilerin aynı konumda değerlendirilmesi sonucu anayasal eşitlik kuralıyla çelişkili bir durum yaratıldığı, bu uygulamanın, hukuksal statüsü farklı olanları eşit koşullara tabi kılarak hak kaybı ve ihlaline sebep olacağı belirtiliyor...

Türkçesi ne?

“İmam Hatip mezunları istedikleri üniversiteye girmesin”...

Böylece...

Dar gelirli yoksul ailelerin çocuklarına ait çaresizce biçtikleri kader, daha sonra o çocuklar büyüyüp bunu dönüştürmek istediklerinde, buna imkân vermemek üzere kurgulanmış bir anlayış yeniden geri geldi.

 Daha evvel olmayan böyle bir anlayış 28 Şubat’ta doğdu, Temmuz ayında öldü sanılırken, şimdi yeniden hortladı.

Daha doğrusu hortlayan katsayı kararı değil, 28 Şubat zihniyeti...

Bakalım...

Siyaseti, “kışla ile camii” efradı arasında tekmeleşme sanarak, temel hak ve özgürlüklere aldırmayan fanatik bir tarafgirlik anlayışından ne zaman kurtarabileceğiz?

Galiba hayata evrensel hukuk açısından bakıp; din, ırk, mezhep ve ideolojiden vareste bir “insan” gibi hareket eder olabildiğimizde...

***

Hala “Kafes Skandalı”nı yok saymaya çalışan bir kaç gazete yönetimine bakarsanız, buna epeyce zaman var.

Deniz Kuvvetleri’nde çoluk çocuğu patlatmaya hazırlanan bir cunta ve onların Koç Müzesi’ndeki denizaltıya koydukları bombaya rağmen, neyse ki “Kafes Skandalı”nı görmezden gelerek uyutulmaya çalışılan Ergenekon yeniden gündemde ilk sıraya tırmanıverdi...

“Kafes” soruşturması kapsamında iki albay ve bir yarbay hakkında yakalama kararı çıkartıldı.

Ilık ve sevecen Arife gününün tartışma konularından biri de “askeri darbe yapmak için çalıştıkları iddia edilen kişiler sanıkken, bu dönemde görevde olan eski kuvvet komutanları Örnek, Yalman ve Fırtına neden hâlâ tanık ya da sanık değiller” sorusu oldu...

Biliyorsunuz, savcılar, darbe iddialarıyla ilgili olarak başta eski Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur olmak üzere çok sayıda isim hakkında dava açtı. Ancak darbeyi Eruygur’la birlikte planladığı iddia edilen Örnek, Yalman ve Fırtına hakkında bugüne kadar “bilinen bir cezai işlem” yapılmadı.

Bakalım bu üç paşanın akıbeti ve katsayı durumu ne olacak?

Hukuk devleti açısından “eşitliği” bozdukları gerekçesiyle mahkemeler gerekeni yapacak mı?

 ***

Öte yandan dün İstanbul’da Türkiye-AB troykası toplantısı gerçekleşti ama bu toplantıdan iki gün önce, medyanın algılamadığı ya da ıskaladığı manşetlik bir gelişme oldu.

 Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu’ndaki genişleme tartışmasına katılan AB Dönem Başkanı İsveç’in Dışişleri Bakanı Carl Bildt, Türkiye’yle üyelik müzakerelerinin derhal durdurularak imtiyazlı ortaklık müzakerelerine başlanmasını savunan aşırı sağ milletvekillerinin ve onlara kısmen destek veren Hıristiyan Demokratların öne sürdüğü tüm gerekçelere karşı çıktı.

Bildt, “gördüğüm kadarıyla aşırı sağ milletvekilleri Türkiye’ye ‘çok büyük, çok karmaşık ve çok Müslüman olduğu için karşı çıktıklarını’ söylüyor. Genişleme politikamızın dayanağı AB Amsterdam Anlaşması’nın 49’uncu maddesi büyük ülkeler için karmaşık ülkeler için istisna getirmiyor ve orada hiçbir dini kriter yok. Bağlı kalmamız gereken bu” dedi ve Türkiye’nin üyeliğine destek veren milletvekillerince alkışlandı. Bildt, Türkiye karşıtlarına, “bugüne kadarki genişlemeleri kamuoyu istediği için mi yaptık? Gerçekte AB tarihinde genişlemeyle ilgili her şey vizyon sahibi, toplumu sürükleyen, zorlu ve arzulu siyasi liderliğin sonucuydu” diye cevap verdi.

***

Bugün bayramın ilk günü... Herkese mutlu bayramlar dilerken, arife günkü gelişmeleri topluca değerlendirip gerekli dersler çıkardığımızda, bugünkü bayramın pek yakında kalıcı bir toplumsal ve siyasal bayrama da dönüşebileceği anlaşılıyor.

Yeter ki duyması gerekenler duysun ve gerekeni yapsın. Çünkü katsayıları düşen değil daima yükselen bir Türkiye istiyoruz...

Mehmet Altan- Star
Kayıtlı

"Yüreğinde yeşil bir dal saklarsan, şarkı söylemeye bir kuş gelecektir."
20 Ağustos 2010, 11:18:35

özün

Acemi Er

*


Prestij : 15

Üye Şu Anda : <b> Offline</b> Offline

Mesaj Sayısı : 19
Konu Sayısı : 5
Nerden :
İletişim Bilgileri
« #4: 20 Ağustos 2010, 11:18:35 »

tencere + kapak  -*/-
Kayıtlı
Etiket:
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  


Zirve100 Sayac